Hamilelik aslında oldukça kendine has ve özel bir durumdur. Yani her anne adayı, içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak bu olayı diğerlerinden daha farklı bir şekilde yaşar. Ama yine de bazı değişimler vardır ki bunlar normal seyreden tüm hamileliklerde benzer şekilde yaşanır. Annenin yaşayacağı fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında önceden bilgi edinmesi hamileliğin olumlu ve pozitif geçmesini ve daha bilinçli olmasını sağlar.
Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür.
Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.
İleri derecede böbrek yetmezliğinde, yiyeceklerimizin vücudumuzda parçalanması sırasında oluşan ve normalde idrarla atılan zararlı maddeler ve suyun fazlası atılamamakta vücudumuzda birikmektedir. Hemodiyaliz bu maddelerin vücudumuzdan uzaklaştırılmasını sağlayan bir tedavi şeklidir. Hastanın kanının, damardan alınarak özel makineler kullanılarak temizlenip tekrar hastaya verilmesidir. Hasta kanı ince zardan yapılmış borucukların içinden geçirilir ve zarın öbür tarafından geçen bir sıvıya karışarak vücuttan uzaklaştırılmaları sağlanır.
Kanın normal sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir çeşit kan hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. İrsi bir hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden olabilecek davranışlardan da kaçınmaları gerekir.
Hemoroidler, anal kanalın üst kısmında genişlemiş damar yumaklarıdır. Halk arasında basur ya da mayasıl olarak bilinir. İç ve dış hemoroidler olarak ikiye ayrılır. Zamanla altta yatan sebeplerle birlikte anal kanalda yerleşen genişlemiş toplar damar yumakları makatın dışına doğru çıkarlar.
Helicobacter Pylori; bir bakteridir ve insan vücudunda sindirim sistemine yerleşerek ülsere neden olur. Helicobacter pylori özellikle mide ve üst sindirim sistemine yerleşir. Yerleştiği yerde " Peptik ülser " adı verilen açık mukoza yaralarına neden olur. Ancak bu,sindirim sisteminde Helicobacter Pylori saptanan her insanda ülser var olduğu anlamına gelmez.Yapılan çalışmalar Helicobacter Pylori saptanan birçok insanda ülser gelişmediğini göstermiştir. Helicobacter pylorinin önemi, sindirim sisteminde bulunduğu takdirde ülser oluşum riskinin yüksek olmasından kaynaklanır.
Kalbin atmasıyla oluşan basınç, kanı atardamarlar içinde harekete zorlar. Hipertansiyon (yüksek tansiyon) bu basıncın yüksek ve sağlıksız değerlere ulaşmasıyla görülür. Tedavi edilmezse, bütün vücuttaki kan damarlarını tahrip eder. Arteriyoskleroz (damar sertliği), böbrek tahribatı, görme kaybı, kalp krizi ve kalp yetmezliği ve inme karşılaşılabilecek riskler arasındadır.
Gözün normalden kısa, korneanın eğriliğinin yani kırıcılığının az olması ya da her ikisinin bir arada bulunması sebebiyle, görüntü sarı noktanın arkasında oluşur. Göz içinde bulunan lens, şeklini değiştirerek (akomodasyon) kırıcılığını arttırır ve görüntüyü sarı nokta üzerine taşımaya çalışır. Hipermetrop, eğer lensin telâfi edebileceği sınırlarda ise, kişi uzağı da, yakını da görebilir veya uzağı iyi, yakını bulanık görür. Bu sırada lensin şekil değiştirebilmesi için göz içindeki minik kasların normalden fazla çalışması sonucu, gözde çabuk yorulma hissi, göz ve baş ağrısı ortaya çıkar. Lensin şekil değiştirme kabiliyeti, çocukluk ve gençlikte çok iyi olmasına karşın, yaş ilerledikçe azalır ve kişi önce yakını, sonra da uzağı seçemez hâle gelir.
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçimindeki sese horlama denir. Dilin arkası, yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir uyku, sırt üstü yatmak horlamaya neden olabileceği gibi; burun polipleri, burnun çarpık olması, burun iltihabı, burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden olabilir. Yan yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik top koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin uygulanması gerekir.