Ben yaşamadım, çocuğum yaşasın” düşüncesi, mutsuzluk sebebi !

Günümüzde eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte...

Günümüzde eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte çalışan annelerinde sayısı arttı. Ekonomik gücü artan aileler, çocuklarına artık daha çok para harcarken daha az zaman ayırıyorlar.  Özellikle de ailelerin mali açıdan giderek güçlenmesiyle “ben yaşamadım, çocuğum yaşasın” düşüncesi ailelerin hayatlarının merkezimize oturuyor ve çocukları için hiçbir masraftan kaçınmıyorlar. Halbuki bu tutum mutlu olmayan, tatminsiz, ne istediğini bilmeyen çocuklara ve gelecekte bir çok psikolojik sıkıntılarla karşılaşacak bireylere sebep oluyor.
Konu hakkında bilgi veren ve önerilerde bulunan Çakmak Erdem Hastahanesi Klinik Sağlık Psikoloğu İdil Saliha Küntüz, “Çocuklarınızın mutlu olmasını her anne baba gibi siz de istersiniz. Hele bir de siz onun yaşındayken hayalinizdeki kırmızı çizmeyi ya da arabayı alamadıysanız, babanız ya da anneniz size çok sarılmadıysa, özel bir okulda okuyamadıysanız ya da pazara gittiğinizde canınızın çektiği her şeyi alamadıysanız.

Buraya kadar bir sıkıntı yok. Ancak, gayet masum gibi görünen “Ben yaşayamadım benim çocuğum yaşasın, hiçbirşeyden eksik kalmasın.” cümlesi, sonrasında ciddi davranış bozukluklarına sebebiyet vermektedir.

Nasıl mı?

* Her zaman her istediği olan çocuk mutsuz, tatminsiz, huzursuz olur. Neyden nasıl mutlu olacağını da tam kestiremez. Çünkü daha elindekinin kıymetini anlamadan başka bir uyarıcı önüne geliverir. Bu sefer, ona yönelir ancak ondan da diğerleri gibi çabuk bıkar. Sonra “Ben senin yaşındayken bir tane arabayı zor buluyordum sen neden kıymet bilmiyorsun teşekkür etmiyorsun oğlum!” dersiniz.

* Davranışlarınız ve sözleriniz paralel gitmelidir. “Sen kendin için ders çalışıyorsun bizim için değil ki yavrum.” derken bir yandan da iki dakika ödevin başına geç oturduğunda telaşlanır, iyi not aldığında ise hemen en iyi hediyeyi alırsanız ve diğer çocuklarla karşılaştırırsanız sanki sizin için çalışıyormuş izlenimi verirsiniz ve başaramadığında çocuk ciddi bir suçluluk hisseder.

* Aynı zamanda çocuğunuzun sorumluluklarını ondan çok üzerinize almaktır bu durum. Sürekli arkasından iten birileri olduğunda neden ödevini kendi oturup yapmaya başlasın ki ya da odasını toplasın? 1 ay önce verilen performans ödevini hala yapmayan çocuğunuz üzülmesin, düşük not almasın diye son akşam sizin yapmanız mesela, ya da karne günü ondan çok heyecanlanıp, elinden koşup almak notlarını.

* Tek uğraşınız çocuğunuz olmasın. Hayattaki tek odak noktanız çocuğunuz olursa, tüm kaygılarınız, beklentileriniz, öfkeleriniz de ondan yana olur. Sizin yapamadıklarınızı ya da hayallerinizi gerçekleştirmesini ondan beklemek çok da işe yarar bir düşünce olmayacaktır. Çocuğunuz size “Ben istediğim bölümü okuyacağım, senin istediğin mesleği seçmeyeceğim.” dediğinde anlam veremez, yıkılırsınız.

* Çok fazla verici olduğunuzda yani onun adına her şeyi planlayıp adeta bir fanusta büyüttüğünüzde, bunun karşılığını da ister istemez beklersiniz. Evlendiğinde eşi ile anlaşamaz ya da ona kızan öğretmenine çıkışırsınız.

03.05.2013