Bilinçsiz Spor Aktiviteleri Sağlığınızı Olumsuz Etkilemesin

Bilinçsiz Spor Aktiviteleri Sağlığınızı Olumsuz Etkilemesin

Ülkemizde spora olan ilginin giderek artması, sporun sağlık açısından öneminin daha iyi kavranması ve spor alanlarına erişimin kolaylaşmasıyla birlikte spor yapan insan sayısında memnun edici bir artış görülmektedir. Ancak bu olumlu gelişme spor yaralanmalarında görülen artışı da beraberinde getirmektedir. Ön çapraz bağ yaralanmaları da özellikle futbol ve basketbolun popüler olduğu ülkemizde sıkça karşımıza çıkmaktadır.

Ön çapraz bağ, insan dizinde femur (uyluk) ve tibia (kaval) kemikleri arasında bulunan, asıl olarak dizin öne kaymasını ve bir miktar da kendi etrafında dönmesi ya da yanlara esnemesini engelleyen bir yapıdır. Erkeklerde daha kalın ve sert olan bu bağ, kadınlarda daha ince ve esnektir. 

Vücudumuzdaki diğer bağlar gibi ön çapraz bağ da, dayanma kapasitesi üzerindeki zorlanmalara neden olan travmalar sebebiyle yaralanabilir ve kopabilir. Ön çapraz bağ yaralanmalarına etki eden birçok faktör olsa da asıl sebep, indirekt (doğrudan olmayan) travmalardır. Yaralanma genel olarak sportif aktivitelerde, dans sırasında ani dönüşler, hız kesmeler ve sıçrama sonrası tek bacağın üzerine dengesiz inişler ile ya da ender olarak doğrudan dize alınan darbelerle gerçekleşir. 

Kadınlarda yapısal farklılıklar, genel bağ esnekliğinin daha fazla olması ve hormonal etkiler nedeniyle ön çapraz bağ yaralanmaları erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Yaralanma riskini oldukça arttıran bir başka faktör de yorgunluktur. Aktivite sırasında ya da sıkça tekrar edilen spor seansları boyunca kas yorgunluğu arttıkça uyluk kaslarının dize sağladığı destek gittikçe azalır ve dizin dönmeleri karşısında ön çapraz bağa binen yükler artar.  Diz, baldır, uyluk ve kalça kaslarının kuvvetleri arasındaki dengesizlik de bağ yaralanması için önemli bir risk faktörüdür.

Spor sırasında kullanılan ayakkabı ile zemin arasındaki sürtünme kuvveti fazla olursa, ÖÇB’nin (ön çapraz bağların) yaralanma riski artmaktadır. Ancak özellikle atletik branşlarda performans artışı için, özel tabanlıklı ayakkabılar da kullanılabilmektedir. Kısa konçlu ayakkabı giyilmesi riski azaltacaktır. Futbol ayakkabılarında, kenarlardaki vidaların uzun, ortadakilerin kısa olması torsiyonel baskıyı arttırabilmektedir.

Her ne kadar ilk çalışmalar yaralanmayı önlemede olumlu katkıları olduğunu gösterse de, ileri araştırmalar dizlik veya breyslerin ÖÇB yaralanmalarını önlemede bilimsel olarak bir katkılarının olmadığını ortaya koymuştur.

Kötü zeminde ÖÇB yaralanmaları daha sık görülmektedir. Suni yüzeylerde, ayakkabı-yüzey sürtünme kuvvetinin artması performansa olumlu katkıda bulunsa da, ÖÇB yaralanmalarının artışına yol açmaktadır.

Açık havada yapılan spor dallarında aşırı yağmurlu ve nemli hava şartlarında yapılan müsabakalarda, daha fazla ÖÇB yaralanmasının olduğu bildirilmektedir. Ancak zeminle beraber, giyilen ayakkabı da önem taşır. Bu yüzden hafif sulanmış kuru zeminlerin en az riski taşıdığı düşünülmüştür. ÖÇB yaralanmalarıyla müsabakalar sırasında antrenmanlara kıyasla daha sık karşılaşılmaktadır. Yapılan sporun türü de ÖÇB yaralanması riski açısından bir risk faktörüdür. Futbol, basketbol, voleybol, hentbol, Amerikan futbolu, jimnastik ve kayak sporcular için ÖÇB yaralanması açısından yüksek risk teşkil eden spor dallarıdır.

Genel olarak ÖÇB yaralanmalarının, dizin anormal yüklenmesi ile olduğunu söylemek mümkündür. Bu yaralanmalar en sık olarak sıçrama sonrası yere inişte, ani yön değiştirici hareketlerde ve ani hız kesmelerde gerçekleşmektedir. Ani, beklenmeyen hız kesme ve dönüşler sonrası dize ön-arka ve iç-dış yönlerde aşırı yük binmektedir. Ayrıca gövde kontrolünün kötü olmasının ve gövdenin yana hareketinin de ÖÇB yaralanması mekanizması üzerinde etkili olduğu öne sürülmüştür.

ÖÇB yaralanmalarını önlemede en etkin ve önemli aşama sportif aktiviteden önce doğru ve yeterli düzeyde ısınma ve açma-germe egzersizlerinin yapılmasıdır. Bu sayede bağın esnekliği artar ve ani yüklenmelerde kopma riski azalır. Profesyonel sporcularda ise bağ yaralanmalarını önlemek için uygulanan çevikliği, belirli kas gruplarının kuvvetini ve tüm gövde kontrolünü arttırmaya yönelik programlar ve doğru düşmenin öğretildiği özel antrenmanlar mevcuttur.

Sportif aktivite ya da dizde şiddetli bir dönme sonrası ÖÇB yaralanması yaşayan bir hastanın dizi, dakikalar içinde şişer ve hasta o dizinin üzerine basmakta zorlanır. Aktiviteye devam edemez. Yaralanma sonrasında yapılacak en uygun müdahale dize soğuk uygulanması ve en kısa sürede bir ortopedi uzmanına başvurmaktır. 
Fizik muayene ve uygun tetkiklerle ÖÇB yaralanması kolaylıkla ortaya konulabilmektedir. Fizik muayenede ÖÇB yaralanmasından şüphelenen dize çekilecek MR; menisküs yırtığı, iç-dış yan bağ yaralanmaları, arka çapraz bağ yaralanması ve/veya kıkırdak hasarı gibi eşlik edebilecek yaralanmaları da ortaya koyar.

Tespit edilen yaralanmalara göre hastaya uygun bir dizlik önerilerek dizin sağlamlığı geçici olarak desteklenir ve buz uygulamasına devam edilir. Ön çapraz bağ yırtığı kendi haline bırakılırsa iyileşme olasılığı çok azdır. İşlevini yerine getiremeyen bir ÖÇB ise sürekli dizi dönen, sıçrayamayan, koşamayan, diz eklemi zaman içinde hızla kireçlenen, sık sık diz ağrıları yaşayan ve dizine asla güvenemeyecek bir hasta demektir. Bu nedenle aktif spor yapan, genç, çalışma hayatı olan hastalarda ÖÇB yaralanmasının tedavisi ameliyattır.

Ön çapraz bağ yırtığı ameliyatı için tanımlanmış birçok yöntem bulunmakla birlikte yöntemlerin tamamı bir şekilde hastaya “yeni bir ön çapraz bağ” yapılmasına dayanmaktadır. Yeni bağın oluşturulmasında hastanın kendi dizinden alınan kas kirişleri (tendonlar) kullanılabileceği gibi hazır implantlar da kullanılabilir. Kapalı ameliyat olarak tabir edilen artroskopi işlemi ile kullanılmasına karar verilen tendon diz içinde doğal ÖÇB’nin yerleşim ve pozisyonuna en yakın şekilde uyluk ve kaval kemiğine tutunacak şekilde yerleştirilir. Aynı ameliyat sırasında diz içindeki diğer yaralanmalar (menisküs yırtığı, yan bağ hasarı, kıkırdak yaralanması vb.) da tespit edilerek gerekli müdahaleler yapılabilir.

Ameliyat sonrası belirli egzersizlere hemen başlanır ve hasta 1-2 gün daha hastahanede takip edildikten sonra taburcu edilir. Taburculuk sonrasında hasta doktorunun aksi yönde bir uyarısı yoksa dizine takılan içten ve dıştan metal barlarla destekli bir dizlik ile ameliyat olan tarafına basıp yük vererek yürüyebilir. Ameliyat sonrasında ise dizi eski işlev seviyesine getirebilmek amacıyla fizyoterapi süreci başlatılır. Fizyoterapinin içeriği ve süresi ile aktif spora dönüş zamanlaması fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ve ameliyatı yapan ortopedi uzmanı tarafından belirlenir. Amatör düzeyde spor yapan aktif genç hastaların spora dönüşleri 1 yıl kadar sürmekle birlikte profesyonel sporcuların düzenli antrenmana başlaması 6 ay gibi bir süre sonrasında mümkün olmaktadır.

Tam kopmamış ancak kısmen yaralanmış ön çapraz bağ durumunda –yani kısmi yırtıklarda- ise hastanın sosyal, mesleki ve sportif performans ihtiyaçları göz önünde bulundurularak uygun fizyoterapi ile diz çevresi kasları kuvvetlendirilerek düşük fizik performansta güven veren ve sürekli dönmeyen bir dize sahip olunabilir. Ancak hasta genç, aktif spor yapmak isteyen ya da mesleği icabı bedenen çalışan birisi ise ilk ciddi zorlanmada kısmi yırtık tam yırtığa dönüşecek ve hastanın ameliyat edilmesi gerekecektir. Bu nedenle genç, aktif spor yapan/yapmak isteyen, bedenen çalışan hastalarda kısmi ÖÇB yırtığı durumlarında da ameliyat, hastanın aylar ve yıllarla ölçülecek zaman kaybını önlemek adına uygun tedavi seçeneği olacaktır.

Sonuç olarak ön çapraz bağ yaralanmaları, basit önlemlerle kontrol altına alınabilen ancak gerçekleşmesi halinde hastahanemizde uygun ameliyat ve fizyoterapi seansları ile başarıyla tedavi edilebilen, sonrasında ise hastaların aktif spora dönüşleri mümkün olan bir yaralanmadır.

Op. Dr. Kerem Yıldırım / Ortopedi ve Travmatoloji

Çamlıca Erdem Hastahanesi

 

21.06.2018