Kadınlarda Doğum Sonrası Depresyon

Kadınlarda Doğum Sonrası Depresyon

Gebelik dönemi, kadın yaşamında fizyoloji, ruhsal ve sosyal değişimlerin yaşandığı ve bu değişimlere uyumu gerektiren önemli bir süreçtir. Doğum öncesinde ve sonrasında meydana gelen değişiklikler, gebenin çeşitli problemler yaşamasına ve sağlığının bozulmasına neden olabilir.

Depresyon, hafif ya da ağır düzeyde, hamilelikte en sık görülen ruhsal bozukluktur. Psikiyatrik hastalanma ve depresyon oranlarının, özgül olarak hemen doğumu izleyen dönemde arttığına ilişin yaygın kanı, son 20 yılda yapılan çalışmalarla giderek pekişmiştir. Komplikasyonsuz doğumları izleyen ilk 3 ay içinde ve bazılarına göre ilk iki yıl içinde, kadınlarda psikiyatrik hastahane başvurularında belirgin bir artış olmaktadır.

Doğumdan hemen sonraki emzirme dönemi ve bebeğin bir yaşına kadar olan zaman dilimi, doğum sonrası dönem olarak psikiyatrik tabloların görülebildiği önemli bir dönemdir. Geriye dönük epidemiyolojik taramalar ciddi ruhsal hastalıkların ortaya çıkması bakımından, doğum sonrası dönemin gebelik dönemine kıyasla üç veya dört kez daha riskli olduğunu ortaya koymaktadır.

Yeni bir bebeğin dünyaya gelmesi genellikle olumlu ve doyurucu bir yaşantı olsa da annelerin bir kısmı için bazı duygusal sorunlar ortaya çıkar. Bunlardan en sık görüleni ve zorlayıcı olanı da depresyondur. Doğum sonrası ruhsal değişiklikler, birkaç değişik şekilde ortaya çıkabilir. Bunlardan birisi erken dönemde ortaya çıkan ve kısa sürede iyileşen annelik hüznü, diğeri ise daha geç ortaya çıkan, daha uzun süren ve daha ciddi bir durum olan doğum sonrası depresyondur. Yapılan pek çok çalışmaya göre doğum sonrası depresyon yaygınlığı %10-15 arasında bildirilmiştir.

Doğum sonrası dönemde annede ortaya çıkan depresyon annenin, çocuğun ve ailenin çeşitli güçlükler yaşamasına neden olmakta, anne ile çocuk arasında kurulan ilişkiyi, annenin bebek bakımı ve ebeveyn rolünü öğrenmesini etkileyebilir. Doğum sonrası depresyonun saptanmasının en önemli amaçlarından biri, tedavi edilmemiş depresyonu olan annelerin çocuğunun gelişimini olumsuz yönde etkilemesini önlemektir.

Gebelikte, evlilik ilişkilerinde değişmeler, yeni sorumlulukların kazanılması, sosyal ve ekonomik sıkıntılar, doğum ve bebeğin bakımı ile ilgili pek çok sorun yaşanabilir. Bu sorunlar beraberinde ağır bir yük ve stres oluşturur. Bu özelliklerin doğumdan önce fark edilip belirlenmesi doğum sonrası dönemde ortaya çıkabilecek psikiyatrik hastalıkları önlemede faydalı olabilir.

Doğumdan sonrası dönemde ise depresif tabloların önlenmesi ve tedavisinde, psikoterapi ve toplumsal destek sistemlerinin sağlanması önemlidir. Tablonun değerlendirilmesinde ve tedavisinde biyolojik etmenlerin yanında ruhsal süreçler, evlilik ve toplumsal durum dikkate alınmalıdır. Çatışma alanlarına yönelik psikoterapi gereklidir. Ayrıca, eşin duygusal ve toplumsal desteği mutlaka sağlanmalıdır. Bazı durumlarda,  yeni doğanın bakımında anneye yardımcı bir bakıcı ya da akraba sağlanmalıdır.

Annenin klinik depresyonu hem kendisinin hem de yeni doğanın sağlığı açısından önemlidir. Hekimin rolü bu açıdan tedavi edici olduğu kadar koruyucu yöndedir.
 

Uzm. Dr.Sibel Ayvaz
Psikiyatri
Çakmak Erdem Hastahanesi

02.07.2016