Sık Görülen Az Bilinen Hastalık: MS

Sık Görülen Az Bilinen Hastalık: MS

Beyin ve omuriliğin beyaz cevher denilen kısmında meydana gelen ''MS Plağı'' diye adlandırılan, hasarların vücutta oluşturduğu çeşitli nörolojik belirtilerle karakterize kronik bir rahatsızlıktır.

Genellikle 20-40 yaşları arasında başlar. Ancak nadir de olsa çocukluk döneminde veya 40 yaşından sonra başlayabilir. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla görülür. MS her ırkta görülebilen bir hastalıktır. Ekvatordan uzak, kuzey ülkeleri gibi soğuk, rutubetli ve yağışlı ülkelerde MS sıklığı daha fazladır. Ülkemiz bu konuda orta derecede risk grubunda yer almaktadır. Ülkemizde yaklaşık 30.000 MS hastası olduğu sanılmaktadır. Tüm dünyada ise 3 milyon MS hastası olduğu tahmin edilmektedir.

24 Saat Süren Şikayetler MS Ataklarını Düşündürebilir

Hastalığın başlangıç şekli ve seyri hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Belirtiler, tek bir şikayet veya birkaç şikayet halinde başlayabilir. Bunlar, tek gözde veya iki gözde birden görme kaybı, bulanık görme, çift görme, kollarda ve bacaklarda uyuşma, kramp, güç kaybı, yüzde uyuşma, baş dönmesi, denge kaybı, konuşma bozuklukları, idrar yapma ile ilgili sorunlar, cinsel fonksiyon kaybı, yorgunluk, yutma zorluğu olarak sıralanabilir. Belirtilerin en az 24 saat sürmesi durumunda MS atağından şüphelenilir.

Bu belirtiler sadece MS hastalığına özgü değildir. Başka nörolojik hastalıkların belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. MS hastalığında beyin ve omuriliğin MR görüntülemeleri en önemli tanı testlerindendir. Merkezi sinir sisteminde (beyin ve omurilikte) bu belirtileri temsil eden bölgelerde şikayetin başlangıcından 1 ay geçmeden MR çekilip, aktif MS plağı olduğu tespit edilirse MS hastalığından söz edilebilir.

MS Plağı Nedir?

Beyin ve omurilikteki sinir hücrelerinin etrafında ''miyelin'' denilen, hücreler arası iletimi sağlayan, beyin hücrelerini koruyan ve fonksiyon görmesine yardımcı olan bir kılıf vardır. İşte bu miyelin kılıfının çeşitli sebeplerle zarar görmesi ile oluşan bölgesel hasarlar ''MS Plağı'' olarak adlandırılır. Bir MS plağı, kılıfını kaybetmiş sinir hücresi topluluğudur. Sınırlı bölgedeki hücre kılıfı hasarı olduğu için çekilen beyin veya omurilik MR’ının T2 ve FLAIR dediğimiz kesitlerinde beyaz leke şeklinde bir görünüme sebep olur. MS plaklarının büyüklüğü ve sayıca çokluğu hastalığın seyir ve şiddetini belirler. Bu plaklar yıllar içinde farklı zamanlarda oluşabileceği için eski ve yeni plak ayrımı ancak ilaçlı (kontrastlı) beyin ve omurilik MR’larının incelenmesi ile yapılabilir. Eski (sönmüş) plaklar MR çekiminde ilaçla boyanmazken, son 1 ay içinde yeni oluşmuş (aktif) plaklar ilaçla boyanmış şekilde görülür. Ancak beyinde görülen her beyaz leke MS plağıdır anlamına gelmez. Bu görünüme beynin enfeksiyöz hastalıkları ve damarsal hastalıkları da sebep olabilir. Beyaz lekelerin MS hastalığına ait bir bulgu olup olmadığını ayırt etmek amacı ile ek nörolojik testler istenir.

Genetik Yatkınlık MS Riskini Artırır

MS hastalığının nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Vücudun bağışıklık sistemindeki sorunlar, daha önce geçirilmiş virüslere bağlı bazı enfeksiyonlar, beslenme alışkanlıkları, coğrafi etmenler, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler araştırılmışsa da, hiçbiri kesin neden olarak gösterilememiştir. Bu teorilerden en çok üzerinde durulan MS'in oto-immün (vücudun kendi bağışıklık sistemindeki sorunlardan kaynaklanan) bir hastalık olduğu görüşüdür. İnsan vücudunun savunma hücreleri normalde dışarıdan gelen yabancı virüs veya bakterilere karşı saldırıya geçecek şekilde programlanmıştır. Bu teoriye göre bilinmeyen nedenlerle savunma hücrelerinin merkezi sinir sistemindeki miyelin kılıfını yabancı madde olarak algılayıp ona karşı saldırıya geçtiği ve MS plaklarının bu tahribatın sonucu olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir. Genetik faktörlerin de hastalık üzerinde rol oynadığı bildirilmiştir. MS bu hastalığa genetik yatkınlığı olan kişilerde daha sık görülür. Ancak bu hastalığın kalıtsal olduğu anlamına gelmez.

MS Hamileliğe Engel Değil

MS hastalığı hamileliğe veya doğurganlığa engel bir hastalık değildir. Hatta gebelik sırasında MS ataklarının baskılandığı bilinmektedir. Bu atakların anne karnındaki bebeğe herhangi bir zararı yoktur. Çocuğun erişkin yaşa geldiğinde MS hastası olma riski normal topluma göre 7-10 kat daha fazla olsa da bu durum bebeklik dönemine yansımaz. MS bebeklik çağında görülmez. 10 yaşında hastalığa yakalanan olgular bildirilmişse de, MS daha çok 20-40 yaş arası başlayan bir hastalıktır.

MS Tanı Kriterleri Hastalık Teşhisini Netleştirir

Beyin ve omurilik MR’ında MS plaklarının görülmesi tanıda en değerli bulgudur. Eğer son 1 ay içinde bildirilen yeni bir şikayet varsa eski ve yeni plak ayırımı yapabilmek için ilaçlı (kontrastlı) MR çekilmelidir. Ancak hastalığın tanısını koymak için MR bulguları tek başına yeterli olmayabilir.

MS hastalığının tanısı için bilimsel verilere dayalı olarak belirlenen tanı kriterleri (Mc-Donald MS tanı kriterleri) mevcuttur. Bu kriterler içinde MR önemli bir yer tutsa da, hastalık belirtilerinin başlangıcı, süresi, şikayetin MR’daki MS plakları ile uyumluluğu, zamana yayılımı, MS plaklarının sayısı ve dağılımı gibi özellikleri de kapsamaktadır. Ayrıca tanıyı destekleyici olan beyin-omurilik sıvısı incelemesi (bu sıvıda oligoklonal bant görülmesi), görsel uyarıcı yanıtlar (VEP), işitsel uyarıcı yanıtlar (BAEP), somatosensorial uyarıcı yanıtlar (SEP)  gibi EMG cihazı ile yapılan, görme, işitme, kol ve bacak sinirlerinde merkezi sinir sistemindeki miyelin hasarından kaynaklandığı düşünülen iletim yavaşlamalarının olup olmadığını gösteren testlerin pozitifliği de tanı kriterleri içinde yer almaktadır. Bunların dışında MR’da MS plaklarına benzer görüntü yapan bağışıklık sistemi ile ilgili diğer hastalıkların ayırımı için ayrıntılı kan tetkikleri istenir.

Tüm bu özellikler göz önüne alınarak tanı kriterlerine göre MS olup olmadığına karar verilir. Kriterler her zaman kesin MS tanısını koydurmasa da, olası MS (Radyolojik izole sendrom, Klinik İzole Sendrom) veya kesin MS şeklinde ayırım yapabilmeyi sağlar. Böylece tedavi şekline karar verilir.

Günümüzde MS Hastalığının Kesin Tedavisi Bulunamamıştır 

MS hastalığını tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Uygulanan tedaviler, yeni oluşmuş ve ilerde oluşabilecek MS ataklarının etkilerini azaltmaya yöneliktir. Atak dönemlerinde kullanılan ilaçlar atağa bağlı nörolojik sekelleri (kalıcı sakatlıkları) tamamen önleyebilir. Bu nedenle erken teşhis çok önemlidir. İlk kez MS atağı geçiren biri hayatı boyunca bir daha MS atağı geçirmeyebilir (İyi huylu MS). Hastalık ataklar halinde de sürebilir. Çoğu zaman atak tedavisi başarılı olur ve hasta sekelsiz iyileşir. Ancak tedavinin kısmen başarılı ya da başarısız olduğu ve hastalığın sekel bırakarak iyileştiği progresif (ilerleyici) MS denilen kötü seyirli tiplerinin de olduğu bir gerçektir. İlerleyici MS diğer tiplere göre daha nadir görülmektedir. Bir de atak önleyici tedaviler bulunmaktadır. 1995 yılından bu yana kullanılan bu atak önleyici tedaviler, MS hastalığına bağlı özürlülük oranını büyük ölçüde azaltmıştır. Ülkemizde bu ilaçların hepsi rahatlıkla temin edilmekte ve reçete edilebilmektedir. Atak döneminde genellikle damar yolu ile verilen kortizon (Prednol) tercih edilir ve bu tedavi hekimin klinik kanaatine göre 10 gün sürebilir. Duruma göre bu tedavi süresince hastanın hastahanede yatması gerekebilir. Atak önleyici (koruyucu) tedaviler ise birinci ve ikinci basamak şeklinde ikiye ayrılır. Birinci basamak tedavi genelde cilt altı ya da kas içi yapılan enjeksiyonlar şeklindedir. Tercih edilen ilaca göre sıklığı her gün, günaşırı, haftada bir veya haftada üç kez şeklinde değişebilir. Birinci basamak tedavide İnterferonlar (Avonex, Rebif, Betaferon), glatiramer asetat (Copaxone), Teriflunamid (Aubagio) kullanılır. Hastalarda 1 yıl boyunca birinci basamak tedavileri kullanmasına rağmen MR’da yeni MS plakları oluşur ve özürlülük artmaya devam ederse o zaman ikinci basamak tedavilere geçilir. İkinci basamak tedavide bağışıklığı baskılayıcı ağız yolu ile verilen ilaçlar (Natalizumab, Fingolimod, Dimetil fumarat) kullanılır. MS hastalığında fizyoterapi de ilaç tedavisine yardımcıdır. Güç kaybı, dengesizlik, ellerde beceriksizlik, kollarda bacaklarda oluşabilecek kas sertlikleri (spastite) etkin bir fizyoterapi ile azaltılabilir, hatta giderilebilir.

MS Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

  • Aşırı ve yorucu fiziksel aktiviteden kaçınmak.
  • Çok yorucu olmayan fiziksel aktiviteler yapmak (hafif egzersiz, yürüyüş vb.)
  • Düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmek.
  • Sigara ve alkolden uzak durmak.
  • Sauna, hamam gibi sıcak ortamlar şikâyetleri arttırabileceğinden bu tür ortamlardan uzak durmak.
  • Umutsuzluğa kapılmayıp, tedavilere ve doktorunun önerilerine uymak.

Doğru Bilinen Yanlışlar

  • MS ölümcül bir hastalık değildir.
  • MS bir akıl veya ruh hastalığı değildir.
  • MS bulaşıcı bir hastalık değildir.
  • MS hamileliğe ya da doğurganlığa engel değildir.
  • MS kalıtsal bir hastalık değildir. Ailede MS hastası olan kişilerin MS hastalığına yakalanma riski az da olsa vardır.
  • Beyin MR’ında görülen her beyaz leke MS anlamına gelmez.
  • Migren, beynin küçük damar hastalığı, bazı enfeksiyöz hastalıklar da beyinde beyaz lekelere neden olur.
  • MS hastalığının kesin tanısı MS tanı kriterlerine göre konulur.
  • MS demek mutlak özürlülük demek değildir.
  • İyi seyirli ve tedaviye yanıt veren MS tipleri çoğunluktadır.
  • İyi bir tedavi ve takip ile nörolojik sekeller olmadan da kişi yaşamını sürdürebilir.

Uzm. Dr. Elif Korkut / Nöroloji

Güneşli Erdem Hastahanesi

24.05.2018