Gebelikte hipertansiyon ve preeklampsiye özen gösterin.

Hipertansiyon 140/ 90 mmHg ‘dan yüksek olarak devam eden kan basıncıdır. Sadece gebeliğe özgü olan , beraberinde sıklıkla idrarda protein kaçağı (proteinüri ) da olan duruma ise preeklampsi denir.

Gebelikte Hipertansiyon ve preeklamsinin öneminde bahseden Çamlıca Erdem Hastahanesi Tüp Bekek Klinik şefi Doç. Dr. Serap Yaltı, “ Gebelikten önce zaten hipertansif olup ta gebelik boyunca bu durumu devam eden olgular kronik hipertansif olarak adlandırılırlar. Bazen de kronik hipertansiyon üstüne preeklampsi eklenebilir.” dedi.

Sözlerine kronik hipertansiyon ile devam eden Doç. Dr. Yaltı, “Gebelerin % 5 inde Kronik hipertansiyon görülür. Burada tansiyon yüksekliği gebelikten önce vardır ve çoğunlukla doğumdan sonra ki 3 ayda da aynen devam eder. Kronik hipertansiyonun nedeni bulunamayabilir. Bazen de böbrek hastalığı, şeker hastalığı, tiroid fonksiyon bozuklukları, böbrek üstü bezinin tümörleri ve uygunsuz çalışmasında, kollegen doku hastalıklarında  da hipertansiyon yerleşir. Sebep ne olursa olsun bu durumdan anne ve bebek olumsuz etkilenebilir. Fetüste gelişme geriliği sıklıkla gözlenir. Bu nedenle fetüsün moniterize edilmesine 32.haftadan başlanmalıdır. Annenin tansiyonu 140/90 üstüne çıkmıyorsa ve böbrek, kalp, göz etkilenmiyorsa tansiyon ilacı kullanılmaz. İlaç kullanılması gerektiğinde alfa metil dopa türevi olanlar ilk tercihtir. Bunun dışında β adrenerjik blokerler , kalsiyum kanal blokerleri kullanılabilir. Bu hastalarda ilave olarak preeklampsi gelişimi olup olmadığı yakından takip edilmelidir.

Preeklampsi gençlerde ve ilk doğumda daha sık rastlanır.

Preeklampsi sadece gebelikte gözlenir ve gebelerin % 5-7 sinde ortaya çıkar. Gebelikten önce hiçbir şikayeti olmayan anne adayında özellikle 20. gebelik haftasından sonra ani bir tansiyon yükselmesi, idrarda protein kaçağı başlar. Bu duruma ödem eşlik edebilir. Gençlerde ve ilk doğumda daha sık rastlanır. Bunun yanısıra 35 yaş üstündekilerde de pik yapar. Ailesinde bu hastalığı geçirenlerde, tiroid, böbrek hastalarında, çoğul gebeliklerde , mol gebeliğinde ( üzüm gebeliği ) , kollogen doku hastalığı olanlarda olasılık artar.  Preeklampsi doğum sanatının en çekinilen hastalıklarından biridir. Hastalığın sebebi bilinmemektedir. Yapılan çalışmalar hastalığa neden olan faktörün  anne adayının damarlarında iç yüzey bozulması olduğunu ortaya çıkarmıştır.  Dolayısı ile anne adayında  beyin, kalp, akciğer ,karaciğer, böbrek, göz harabiyeti oluşabilir . Preeklampside ani fetüs ölümü, fetüste  gelişme geriliği oluşabilir. Hafif vakalar ayaktan takip edilebilir. Tansiyonu 160/110 üstü olan, 24 saatlik idrarda 5 gr protein kaçağı olan , idrar çıkışı azalan, beyin , böbrek , akciğer tutulumu olan ağır vakalar ise mutlak hastaya yatırılır. Ağır vakalarda magnesium sülfat, antihipertansif tedaviye yanıt alınamıyorsa doğum gerçekleştirilmelidir.  Engel bir durum yoksa vaginal yoldan doğum tercih edilmelidir. 

HELLP sendromu tanısı alan preeklampsi olgularında karaciğer fonksiyonları ileri derecede bozulur, damarlarda yaygın olarak pıhtılaşma gözlenir. Böbrek fonksiyon bozukluğu da hızla tabloya eklenir. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra gebelik hızla sonlandırılmalıdır.
Bazı olgularda tüm bu klinik tablolara epilepsi nöbetlerini andıran bilinç kaybıyla beraber giden kasılmalar eşlik edebilir. Eklampsi denilen bu klinik tablo hem anne hem de fetüs için ölümcül olabilir. Vakaların bu duruma geçmemesi için tüm önlemler alınmalıdır. Bu tür vakaların yönetimi mutlaka erişkin ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan yerlerde yapılmalıdır.” diyerek görüşlerini belirtti.

28.11.2010