Havanın ısısı arttıkça, sizin özgüveniniz azalmasın !

Yavaş yavaş havaların ısınmasıyla birlikte...

Yavaş yavaş havaların ısınmasıyla birlikte, kıyafetlerimiz de incelmeye başlıyor. Kışın afiyetle televizyon başında yediğimiz gıdalar, kış tembelliğiyle birleşince kilo olarak vücudumuzda birikiyor.  Bu kilolarımızın yazın giyilen ince kıyafetlerden ortaya çıkan kiloları verme kaygısı,  bizi ağır diyetlere itiyor. Bu diyetler bir yandan sağlığımızla oynarken diğer yandan psikolojimizi olumsuz yönde etkiliyor.

Konu hakkında detaylı bilgi veren Çakmak Erdem Hastahanesi Klinik Sağlık Psikoloğu İdil Saliha Küntüz, “Mevsimler değiştikçe, havalar sıcaklaştıkça üzerinizdeki katmanlar da azalıyor. Herkes git gide daha ince ve daha korunmasız kıyafetler giymeye başlıyor. Bir rüzgar çıktığında montunuzla fazlalıklarınızı örtmek daha kolaydı halbu ki ya da kalın çoraplarla sütun gibi olmayan bacakları kamufle etmek. Sanki baharla birlikte etraftaki tüm zayıf kadınlar ve erkekler sizi süzüyor, “şişman ve çirkinsin! Kimse seni beğenmiyor. Ne giysen de yakışmıyor !” diyor.  Sonra tabi ki ardından her pazartesi başlayan diyet işkenceleri kapıyı çalıyor. 

Bu diyetler belki de ismi “diyet” olduğu için işe yaramıyor artık. Çevrenizdekiler eleştirileri ile kilo vermeyi amaçlayınca, hangi zayıflama programına uzun süre sadık kalabildiniz? Herhangi biri sizin canınızı sıktığında ya da karşıt bir fikirde olduğunda akşam çikolataya saldırdığınızı hatırlayın. Halbu ki aylardır kendinizi aç bırakıp kilo veriyordunuz siz. Ya da talı denen şeyi hayatınızdan çıkardığınızı söylüyordunuz ne oldu, odanıza kapanıp gizli gizli yediniz? Değerinizi ve kilonuzu zihninizde eşit tutmanın baskısı ile ağlayarak kocaman bir dondurmayı yediğinizi hatırlayın.

Değerli olmak dediğimiz, kiloyla metreyle ölçülebilen bir kavram değildir.

Kişi, bazı alanlarda başarılı olamasa bile bu onun değerini azaltmaz. Yani siz 36 beden değilsiniz, fazlalık ve selülitleriniz var diye bu durum, sizi diğer zayıf insanlardan daha az sevilmeye layık yapmaz. Bunu sadece, kilonuzu değil de özgüveninizi azaltan düşünceleriniz yapabilir. Özellikle bu kuralcı, baskıcı -meli,malı içerikli (zayıf olmalıyım, o kıyafete sığmalıyım, daha güzel olmalıyım)cümleleriniz yapar.  Çünkü mantığınıza oturtmadığınız, dış dünyaya bağlı ve bağımlı attığınız her adım, olmalı!'lı her cümle size öfke, kaygı, reddedilme hissi ve depresyon olarak geri döner. Asıl başarısızlık böyle başlar.

• O zaman gelin, şu “diyetteyim” lafını değiştirip, “sağlıklı yaşamaya çalışıyorum” diyelim. Çünkü yasak olan caziptir. Beslenme şeklinizi ve yaşamınızı birbirine uydurduğunuzda diyet dediğiniz yaptırım bittiğindeki gibi kontrolü kaybetmemiş olursunuz.
• Zararlı maddeleri hayatınızdan çıkarırken, kendinizi de alternatif yöntemlerle ödüllendirin. Abur cubur ve fazla çikolata yerine mevsiminde olan taze meyveler veya atıştırmalık kuru meyveler, miktarı belirli kuruyemişler, süt, yoğurt ve en masum tatlı olarak dondurma diyetisyenlerin de önerisi ile işinizi kolaylaştırabilir.
• Bol su içmek, üzerinizdeki halsizlik ve yorgunluğu atıp daha dinamik olmanızı sağlar ve sürekli acıkmanızı engeller.
• Yürüyüş, hem bedava, hem keyifli hem de en stres atıcı yoldur. Serotonin artışı ile tatlıya olan istek de azalacaktır.
• Hedefleri küçültün. Hedefinize ulaşmanız ne kadar zor olursa pes etmeniz de o kadar çabuk olur.
• Unutmayın ki; AÇ kalarak kilo verilmez sadece beden sağlığı ve özgüveniniz bozulur.” dedi.

24.04.2013