Ramazan’a Özel Beslenme Önerileri

Ramazan’a Özel Beslenme Önerileri

Rahmet ve bereketi bol, dini hayatımızda önemli bir yeri olan Ramazan ayının gelmesi üzerine hem bedenen, hem de ruhen ayrıca toplumu terbiye eden oruç ibadetini yerine getirebilmek için sabırsızlanmaya başladık.

  • Genel olarak, ister sağlıklı ister tanısı konmuş bir hastalığı olan birey, her iki grupta mutlaka sahur öğününü atlamalı, aç yatmamalı; iftarda orucu açtıktan sonra bir anda yoğun besin tüketiminden kaçmalı, azar azar dengeli bir şekilde besin tüketmelidir. Özelikle sahurda çok tuzlu ve kızartma ürünleri tüketilmemeli, uzun süre tokluk sağlayacak ve susatmayacak ürünler tercih edilmelidir. Sahurda mutlaka yumurta, tuzsuz peynir, bol yeşillik, tam tahıllı gıdalar, çiğ kuruyemişler tüketilmelidir. İftarda hurma veya zeytinle başlayıp çorba yavaşça tüketilmeli, daha sonrasında ızgara,  haşlanmış veya fırında yapılmış yemekler; zeytinyağlı sebze yemekleri, kurubaklagil yanına yoğurt gibi besinler tüketilmelidir. İftar ve sahur arasında, su ihtiyacını karşılayabilmek için bir anda çok su içerek değil saatlere yayarak tüketilmesi önemlidir.
  • İftar sonrası 1 kupa papatya çayı (polene alerjiniz yoksa) hazımsızlığı gidermek için tüketilebilir.
  • Bazı hastalıklar için oruç tutmak yasaktır. Ancak oruç tutmak isteyen bazı hastalara doktorlar belli şartlar altında izin vermektedir. Hastalığınıza rağmen, oruç tutuyorsanız, beslenmenize de oldukça dikkat etmeniz gerekmektedir.
  • Özellikle Reflü hastalarının en büyük sorunlarından bir tanesi yemek yedikten sonra mide özsuyunun yukarı kaçmasıdır. Bu sorunun yaşanmaması için;
  • Yemek yedikten hemen sonra uzanılmamalı ve yatılmamalıdır.


Özellikle, sahurda kızartma gibi ağır, yağlı ve/veya kırmızı et ağırlıklı besinler tüketilmemelidir. (Fazla yağlı beslenme midedeki kapakçığın kalkmasını sağlayarak, mide özsuyunun yukarı çıkmasını sağlayacaktır.)

  • Uzun süre aç kalındığını göz önüne alırsak, bir anda hızlı ve çok tüketmek mide rahatsızlığını artıracağı için yavaş ve iyi çiğnenmelidir.
  • Narenciye, domates, kahve, çikolata ve çok baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
  • Gün boyu susuz kalmanın getirisi olarak, iftar sonrası tüm su gereksinimi karşılamak akla gelmeyebilir. Ancak bu süre zarfında aniden çok fazla su tüketmek değil, saatlere yayarak mutlaka su tüketimi sağlanmalıdır. Bir anda içilen su, böbreklerden süzülemeden atılacak, vücudun yararlılığı için kullanılamayacaktır.

Aynı zamanda tüm gün susuz kalıp, üzerine sıcak havalardan dolayı terleme meydana gelebilir, o zamanda ayran ve cacık gibi yiyeceklerle de su ve mineral ihtiyacı karşılanabilir.


Astım ve KOAH Hastaları Oruç Tutmak İstiyorsa Nasıl Bir Tavsiye Verilebilir?

  • Günlerin uzun havaların sıcak olması nedeniyle terleme ile birlikte su ve mineral kaybı görülebilmektedir. Normalde gün içerisinde su tüketimi ile bu kayıp yaşanmazken, oruç sebebi ile gün boyu aç ve susuz kalma durumunda özellikle astım ve KOAH hastalarında yapışkan ve koyu kıvamlı balgam artışı olacağından, mutlaka iftar ve sahur arasında aniden olmayacak şekilde 10-12 bardak suyun tüketilmesi gerekecektir.
  • Gün içerisinde aşırı hareketten kaçınılmalıdır.
  • Uzun süre aç kalıp, uzun saatlerden sonra iftarda yemek yenilince reflüde artma görünebilmekte, asitli mide özsuyunun hava yollarını uyarması nedeniyle bu hastaların şikâyetlerinde artma meydana gelebilmektedir.
  • Yavaş ve azar azar tüketilmeli, asla yemeğin yanında gazlı içecekler tüketilmemelidir.
  • Sahur sonrası hemen yatılmamalıdır bu durum yine reflüyü tetikleyebilir, hava yolları şikâyeti artabilir. Bu nedenle sahur yapıldıktan sonra biraz beklenip öyle yatılmalıdır.


Dipnot: KOAH hastaları bazı komplikasyonlara bağlı olarak, iştahsızlık yaşayabilmektedir. Bu nedenle bu kişiler kendilerine hacmi küçük besleyiciliği yüksek öğün hazırlayabilir.

Örneğin, Bir sütün içerisine elma veya muz; ceviz, çiğ fındık veya çiğ badem ekleyerek blenderden geçirip tüketmek gibi. 


Gastrit veya Peptit Ülser hastaları için;

“Midede yanma veya ağrı olan bu hastalıkta, uzun süre aç kalmak kişi için zararlıdır” demek tam doğru bir bilgi değildir. Ancak iftarda orucu açarken bir anda yoğun bir öğün tüketiminin getirisiyle, kişilerde mide ve bağırsak şikâyetleri görülebilmekte ve zarar verebilmektedir.

  • Bu şikâyeti en aza indirebilmek için, yoğun ve hızlı öğün tüketimi yerine azar azar ve yavaş öğün tüketimi önerilmektedir.
  • Aynı zamanda sahura kalkmak ihmal edilmemesi gereken bir unsurdur;

Sahura kalkarak, Gastrointestinal şikâyetleri minimuma indirilebilir, bu sayede midedeki asit artışının da önüne geçilebilmektedir.


Kalp hastaları için;

Ramazan ayında genellikle kalp hastalarının oruç tutması önerilmez, doktorun izin vermesi halinde oruç tutmak; belli kilo kaybı gözlendiğinde faydalı olabileceği, ancak iftarda açlık anıyla çok yağlı besinlerin ve şerbetli tatlıların tüketimi kalp hastalığı risklerini daha da arttıracağı belirtilmektedir.

  • Oruç tutmasına izin verildiyse bile sağlıklı beslenme düzeninden ödün vermemeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Tam tahıllı gıdalar, tuzsuz beyaz peynir, kaymaksız yoğurt, çiğ kuruyemişler, haftanın belli günleri sahurda haşlanmış yumurta tüketimi olabilir; şarküteri, salamura, kızartmalar, şerbetli tatlılardan uzak durmak gerekir.
  • Kalp hastalarının sadece Ramazan ayına özel değil, her zaman çok tuzlu, şarküteri, kırmızı et, yağlı kızartma yöntemleri ile hazırlanan tüm yiyeceklerden uzak durmalıdırlar.
  • Asla sahur yapmadan yatılmamalıdır.
  • Kalp hastaları için su tüketimi oruç tutma zamanında çok daha önemli bir hale gelmektedir. Bu nedenle su tüketimini dengeli şekilde iftar ve sahur arasına yayılmalıdır.
  • Hastalığınıza rağmen, sigara tüketmeye devam ediyorsanız, bence şimdi bırakmanın tam zamanı!

 

*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için doktorunuza başvurmalısınız.

27.04.2020