Bayram sonrası ağzınızın tadı kaçmasın!

Bayram sonrası ağzınızın tadı kaçmasın!

Ramazan bayramının ardında tatlı ve şeker ikramlarından ne kadar kaçmak istesek de kültürel sebeplerden dolayı bu ikramları geri çeviremedik.

Her yıl okulların açılmasıyla birlikte genç kitlede bel ağrısı şikayetleri artmaktadır. Normalde 25-30 yaş gibi belirli bir yaşın üzerinde görülen bel ağrısı şikayeti günümüzde artık 14-19 yaş arası ortaokul ve lise öğrencileri gibi genç kitleyi de hedef almıştır. Bu yaş grubunda önceki yıllarda sık rastlanmayan bel ağrısı, bel fıtığı, sırtta yaygın kas spazmları oldukça sık görülmekte olup tehlike sinyalleri vermektedir.

Bu sorunun bir toplum sorunu olduğunu söyleyen ve konu hakkında detaylı bilgi veren Özel Çamlıca Erdem Hastahanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doktor Evren Kul Panza, “Bel fıtığı hastalığına gereken önlemler alınmadığı takdirde genç yaşta bel fıtıklı, kambur, duruş bozukluğu olan, sürekli bel, sırt ağrısı çeken bir genç nesille karşı karşıya kalabiliriz.

Öncelikle, okullarda uzun ders saatlerinden sonra artık günümüz öğrencileri eskiden olduğu gibi evlerine gitmek yerine, sürekli olan sınav maratonları nedeniyle akşamlara kadar süren dershanelere, özel kurslara, derslere devam etmekte ve tüm günleri oturarak, tahta sıralarda, ya da sandalyelerde geçmektedir. Bu nedenle öğrencimizin bel kasları sürekli kasılı halde kalıp, omurgasına aşırı yük binmekte, bel kasları günden güne zayıflamaktadır. Zaten günümüz gençliği dışarıda yürüyüş, ya da herhangi bir sporla uğraşmayıp evde de ders çalışmaktan kalan zamanını bilgisayar, internet karşısında geçirince, bel sağlığı açısından geri kalan hayatına 1-0 yenik başlamaktadır.

Sedanter, hareketsiz hayat ve bunun getirdiği bel fıtığı, bel-sırt ağrısı gibi sorunlar aslında her yaş grubunu etkileyen bir toplum sağlığı sorunudur, fakat bunun başlangıcının 13-14′lü yaşlara inmesi tehlike sinyallerinin çaldığını göstermekte, acilen aileler olarak, hekimler, okullarda öğretmenler olarak birtakım önlemler alınmasını gerektirmektedir.

Aile ne yapmalı?

Aile çocuğunu hareket etmeye, spor yapmaya yönlendirmeli. Bunlardan en faydalısı yüzmedir. Kapalı yüzme havuzlarında yaz-kış haftada 3-4 gün birer saat yüzme, öğrencinin bel kaslarını rahatlatır, postürünü düzeltir, boyunun uzamasına katkıda bulunur. Yine açık havada, parkta, deniz kenarında haftada en az 3 gün ki bu hafta sonları ve hafta içi müsait bir gün olabilir, en az 1 saat tempolu yürüyüş, ya da bisiklet sürme gencin tüm kaslarını çalıştıracaktır. Soğuk havalarda bir spor salonuna düzenli gidip oradaki aletlerle, yürüme bandında, bisiklette de çalışılabilir. Aileler bunu ders çalışmadan çalınan vakit olarak görmemeli, aksine yapılan bu spor, hem öğrencinin mevcut kas ağrılarına iyi gelecek, bel ve sırt kaslarını esnetecek, hem de beynin oksijenlenmesini artırarak derslerine, başarısına da katkısı olacaktır. Yapılan çalışmalar spor yapan gençlerde, bellek, algılama ve muhakeme yeteneğinin yapmayanlara göre daha ileride olduğunu göstermektedir.

Okullar, Öğretmenler Ne Yapmalı?

Ders süreleri 45 dakikayı aşmamalıdır. İki dersin birleştirilip ‘blok ders’ denilen sistem öğrenciler açısından bel sağlığı ve aslında tüm vücut kas-iskelet sistemi açısından son derece zararlıdır, hatta işkencedir. Örnek vermek gerekirse, 15 yaşında bir kız öğrenci FTR polikliniğimize bel ağrısı, sırt ağrısı, kuyruk sokumunda ağrı şikayetiyle geldi. Okul hayatını biraz sorguladığımda, 2 saatlik blok derslerinin olduğunu ve bu süre zarfında sırada sürekli oturur vaziyette olduklarını, sınıfta bazı arkadaşlarında da benzer şikayetlerin olduğunu söyledi. Bu genç hastamızda MR ve filmlerde ‘bel fıtığı’ ve ‘kuyruk sokumu kemiğinde eğilme2 saptandı, fizik tedavi programına aldık.

Bu nedenle ders saati süreleri kesinlikle belirli bir süreyi aşmamalı ve öğrenci sıraları da anatomik yapıya uygun, ergonomik olmalıdır.”

23.08.2012