Çölyak Hastalığı Nedir?

Çölyak Hastalığı Nedir?

Çölyak hastalığı, veya diğer bilinen adıyla gluten enteropatisi, günlük beslenmede sıklıkla tükettiğimiz buğday, arpa, çavdar ve yulaf içerisinde bulunan gluten adlı bir proteine karşı genetik yatkınlığı olan bazı insanlarda vücut bağışıklık sisteminin aşırı tepkime göstermesi ve ince barsağın özellikle mideden sonraki başlangıç bölümlerinde ciddi hasarlanma ve sonrasında emilim bozukluğuna neden olan bir hastalıktır.

Hastalığın ülkemizde yaklaşık her 100 kişiden birinde görülmesine karşılık hastaların büyük bölümünde belirgin şikayet olmaması veya müphem şikayetlerin olması nedeniyle genellikle tanısı geç konmakta ve hatta ömür boyu hiç tanı alamayabilmektedir.

Hastalığın en sık rastlanılan şikayetleri:

  • Kronik halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık ve kilo kaybı
  • 1 aydan daha uzun süren veya sık tekrarlayan ishal
  • Kemiklerde ağrı ve kaslarda sık kramp
  • Erkeklerde ve menapoz öncesi kadınlarda kemik erimesi (osteoporoz) tespit edilmesi
  • Tedaviye dirençli kansızlık
  • Karında aşırı şişkinlik ve gaz
  • Huzursuzluk ve sinirlilik hali
  • Adet düzensizlikleri
  • Saç dökülmesi, dudak kenarlarında çatlama ve ağızda sık tekrarlayan yaralar
  • Çocukluk çağında boy uzaması ve kilo almada belirgin gerilik
  • Erişkin yaşta belirgin zayıf ve kısa boylu olma

Nasıl Tanı Konulur?

Hastalık genetik yatkınlığı olan bireylerde ortaya çıktığından çoğu kez erken çocukluk çağında ortaya çıkabileceği gibi erişkin yaşa kadar sessiz seyreden bireylerde bazen bir travma, yoğun stres, ameliyat, doğum gibi bazı olaylar hastalığın belirgin olmasına neden olabilmektedir.

Hastalığa özgü bir özel bir belirti olmaması nedeniyle gerçek tanının konabilmesi için hekimin bu konuda çok dikkatli davranması gerekecektir. Tanı hem kanda hastalığa özgü olarak ortaya çıkan bazı antikorların tespit edilmesi (anti-gliadin antikor ve anti-endomisyum antikor gibi) hem de endoskopik olarak ince barsağın başlangıç bölümünden alınan biyopsi örneklerinde hastalığa özgü doku zedelenmesinin tespit edilmesiyle konabilmektedir.

Hastalık Tedavi Edilebilir Midir?

Tanı kesinleştirildikten sonra hastalığa ait belirtilerin düzelebilmesi için yapılabilecek tek şey gluten içeren gıdaların TAMAMEN ve ÖMÜR BOYU diyetten çıkarılmasıdır. Bu hastalığı düzeltebilecek herhangi bir ilaç tedavisi halen keşfedilebilmiş değildir. Bu nedenle çölyak hastalığı tanısı konmuş her hastanın mutlaka konusunda uzman bir diyetisyenle görüşerek bundan sonraki hayatında nasıl beslenebileceği konusunda detaylı bilgi alması ve gereğinde aralıklı olarak takibe giderek diyet konusunda yapılabileceği hataları düzeltmesi gerekmektedir.

Etkin Korunmada Detaylar Gözden Kaçmamalıdır

Normal hayatta en sık tükettiğimiz gluten içeren gıdaların eser miktarda dahi vücuda girmemesinin gerekmesi nedeniyle tamamen uzak durabilmek ilk başlarda güç olabilmekle beraber hastaların büyük bir bölümü kısa sürede bu tarz bir beslenme tarzına alışmakta ve sonrasında zorluk çekmemektedirler. Ancak bu süreçte başlangıçta önemsiz gibi gözüken ancak hastalığın baskılanmasında aslında çok önemli olan bazı detayları mutlaka öğrenmek ve uygulamak gerekecektir. Öncelikle hangi gıdaların içerisinde gluten olduğunu hangilerin ise gultensiz olarak üretildiğini takip etmek ve her ürünün etiketini iyice okumak gereklidir. Artık birçok ürünün etiketinde bu konuda bilgi bulunmaktadır. Ancak bu konuda sadece güvenilir marka ve ürünleri tüketmek faydalı olacaktır. Açıkta satılan veya güvenirliliği düşük olan ürünleri tüketmekten kaçınılmalıdır. Ürünün glutensiz olarak üretilmesine rağmen glutenli bir besinle temasta sıkıntı olabileceği unutulmamalıdır, mesela glutensiz unla pişirilen bir ekmek beyaz unla yapılmış ekmeklerle aynı yerde pişiriliyor veya sergileniyor olabilir, veya glutensiz hazırlanan bir ürünün glutenle yani beyaz unla bulaşmış mutfak ürünleriyle hazırlanması hastalığı aktive edebilmektedir.

Hastaların buğday, arpa, çavdar ve yulaftan uzak beslenirken mısır, pirinç, patates, nişasta, soya fasulyesini güvenle tüketebilecekleri bilinmelidir.

Unlu mamüller dışında bazı ilaçların içerisinde, diş macunlarında, sakızlarda ve hatta bazı meyve sularında da gluten olabileceği ve uzak durulması gerekebileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu konularda her zaman sorgulayıcı olmak ve araştırmayı alışkanlık haline getirmek gerekir.

Hastalarda ince barsaktaki emilim bozuklğu nedeniyle genellikle laktoz intolerasyonu olduğundan diyete başladıkları ilk 2 ayda süt ve süt ürünlerinden uzak durması istenir. Glütensiz diyetle ince barsaktaki hasarın düzelmesi sonrası bu tarz ürünlerin tüketilmesinde sakınca yoktur.

Şikayatler Azalmıyorsa Tüketilen Besinler Yakından Takip Edilir

Bazı hastalar diyete sıkı sıkıya uyduklarını düşündükleri halde şikayetlerinin geçmediğinden bahsederler. Bu konuda öncelikle gözden kaçan bir besleme yanlışlığının ortaya çıkarılabilmesi için hastadan bir süre tükettiği tüm besinleri not etmesi istenerek incelenir ve gerekirse kanda antikor seviye testleri tekrar yapılarak diyete uyum test edilebilir, seviyede düşme olmaması büyük oranda beslenmede bir hata yapıldığını işaret eder. Ancak bazı hastalarda tanının tekrar gözden geçirilmesi, benzer şikayetlere yolabilecek diğer hastalıkların uzman bir gastroenterolog tarafından araştırılması gerekebilir.

Zamanında tanı konamamış veya tanı konmuş ancak diyetine yeterince uymayan hastalarda uzun dönemde ince barsağı tutan lenfoma türü bir kanser ortaya çıkabileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle şiddetli karın ağrısı ve belirgin kilo kaybı oluşan çölyak hastalarında uygun görüntüleme yöntemlerine başvurmak gerekebilir.

 

Uzm. Dr. Evren ABUT
Gastroenteroloji
Çakmak Erdem Hastahanesi

23.06.2016