Sarı Nokta Hastalığına Dikkat!

Sarı Nokta Hastalığına Dikkat!

Görme merkezinin ilerleyen yaşa bağlı olarak bozulması gözün arkasındaki küçük bir bölge olan makulanın zarar görmesinden dolayı olur. Makula, retina tabakasında ışığa duyarlı görme hücrelerinin en yoğun olarak yer aldığı bölgedir ve detaylı görmemizden sorumludur. Makula, oran olarak retinanın çok küçük bir bölgesini kapsar ancak çevre (periferik) retina tabakasına göre çok daha hassastır. Küçük yazıları okuyabilme, renkleri ayırt edebilme, iğneden ipliği geçirebilme ve sokak tabelaları gibi uzakta olan yazıları net olarak görebilmek için makula tabakasının sağlam ve sağlıklı olması gerekir. Periferik retina ise yan tarafları fark etmemizi sağlar. Örnek olarak; periferik retina yanınıza oturan bir insanın genel olarak şeklini görmenizi sağlarken, makula o insanın yüzüne baktığınızda onu detaylı görmenizi sağlar. Makula iyi çalışamadığı zaman baktığımız alanda bulanıklık ve karanlıktan şikayet ederiz. Sarı nokta hastalığı, merkezdeki keskin görmeyi azaltsa da yanları görmemizi bozmayacaktır. Bunun sonucunda örnek olarak; duvarda bulunan bir saati görebilir, ancak saatin kaç olduğunu söyleyemeyiz. Sarı nokta hastalığı tamamen körlükle sonuçlanmaz. Çoğu hasta kendilerine bakmaya yetecek kadar görmesini koruyacaktır. Bir gözünde hastalık bulunanların yaklaşık %90'ında 2 yıl içinde diğer gözde de hastalık gelişebilir.

Sarı Nokta Hastalığı İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

Hastalık genellikle 50 yaşından sonra ortaya çıkar ancak daha genç insanları da etkileyebilir. 65 yaşın üzerindeki kişilerin yaklaşık %25'inde (dört kişiden birinde) sarı nokta hastalığı bulunur.  Birinci derece yakın akrabasında sarı nokta hastalığı olan her dört kişiden birinde bu hastalık ortaya çıkabildiği gibi, kadınlar erkeklerden daha fazla risk altındadır. Hastalıkta genetik özellikler, beslenme şekli, çevresel faktörler, uzun süre güneş ışığına maruz kalma, şişmanlık, sigara kullanmak ve hipertansiyon önemli rol üstlenmektedir.
Yaşa bağlı ve kalıtımsal etkenleri ortadan kaldırmak mümkün değildir. Fakat diğer risk etkenleri kontrol edilebilir. Hipertansiyon varsa kontrol altına alınabilir. Sigara içiliyorsa bırakılması gerekir. Güneş için filtreli güneş gözlüğü takılması gerekir. Beslenmede ise Akdeniz diyeti önerilir ve tereyağı, kırmızı et ve kolesterol içeren yiyeceklerden uzak durulması önemlidir.

Sarı Nokta Hastalığı Kimlerde Görülür?

  • 50 yaşın üstündeki kişiler
  • Kalıtımsal risk taşıyanlar
  • Sigara kullananlar

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

65 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 25’ini etkileyen hastalık, tamamen körlük yapmasa da kişinin yaşam kalitesini olumsuz şekilde etkilemektedir. 
Yavaş ilerleyen hastalık görmede bulanıklık, renklerde bozulma, bakılan alanın ortasının sislenmesi, çizgilerin eğri ve çarpık şekilde görülmesiyle kendini göstermeye başlamaktadır. 
Sarı nokta hastalığı her hastada farklı belirtiler gösterir. Bu yüzden ilk başta teşhisin konulması zor olabilir. Problem bazen tek gözde olur ve diğer göz uzun süre normal görmeye devam edebilir. Tek gözde olduğunda fark edilmesi uzun zaman alabilir fakat iki gözde de olursa merkezi görme kaybı daha çabuk fark edilecektir. 

Hastalığın Tipleri Nelerdir?

Sarı nokta hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Kuru tip; bu tür hastaların %90‘ında görülür. Görme yavaş ve yıllar süren bir süreçte azalır. Bu hastalara tedavi olarak koruyucu-antioksidan haplar önerilir. Yaş tip; bu tür hastaların %10‘unda görülür. Kanamalı seyreden ve hızlı bir şekilde kişinin görmesinin kaybolmasına neden olan tehlikeli bir seyir izleyebilmektedir.

Sarı Nokta Hastalığı Tanısı Nasıl Konur?

Erken tanı ve erken başlanan tedavi büyük önem taşır. Çünkü mevcut tedavilerle var olan görme kaybı çoğunlukla geri döndürülemez, ancak ilerlemesi durdurulabilir. Erken tanı için düzenli olarak gözlerinizi kontrol ettirmeniz gerekir. Göz muayenesinde görme keskinliğinin değerlendirildiği rutin muayenenin yanı sıra kapsamlı bir retina muayenesi hastalığın tanısında büyük önem taşımaktadır. OCT (Optik Koherans Tomografi) ve FFA (Göz Anjiografisi) gibi tetkikler tanı ve tedavi takibinde son derece önemlidir. Erken tanı için düzenli doktor kontrollerinin yanı sıra evde kendi kendinize yapabileceğiniz basit bir test de mevcuttur.

Kareli Kâğıt Testi (Amsler Grid Testi)

Bu test ile yaş tip sarı nokta hastalığının ilk belirtilerini saptamak mümkündür. Test için doktorunuzdan aldığınız özel kâğıtta bulunan çizgilerde silinme veya kırılma tarzında bir görme değişikliği durumunda ise hemen doktora başvurulmalıdır.

Tıbbi Tedavi

Tedavide amaç, mevcut görmenin korunması ve kısmen görmede artış sağlanmasıdır.

  1. Göz İçi İlaç Enjeksiyonu: Yaş tipte kullanılan tedavi yöntemidir. Aylık kontroller sırasında eğer lezyonun hala aktif olduğu düşünülürse tekrar enjeksiyon yapılır. Göz içine iğne tedavisinde bir çeşit protein (anti-VEGF antikoru) kullanılır. Sarı nokta hastalığının yaş tipinin tedavisinde göz içine iğneli enjekte yöntemi ile uygulanan anti-VEGF ilaçları FDA tarafından onaylıdır. Tedavi süresince kullanılan anti-VEGF ilacı, göz arkasındaki göz hücreleri tarafından hastalık durumunda salgılanan ve yeni damar oluşturan proteini engelleyerek görme kaybını önler. 4-6 hafta aralıklarla göz içine enjekte edilen ilaç, sarı noktadaki yeni damar gelişimini durdurmakta ve hastanın şikâyetlerini büyük ölçüde azaltmaktadır. Enjeksiyon en az 3 kez uygulanır, ancak daha fazla uygulanan hastalar da vardır. Enjeksiyon aralıkları hastanın tedaviye verdiği cevaba göre 4-6 hafta arasında değişmektedir.
  2. Fotodinamik Tedavi (PDT): Bazı hastalık tiplerinde tercih edilir. Tekrarlayan tedaviler gerekebilir.
  3. Laser fotokuaglasyon: Eskiden eldeki tek tedavi yöntemiydi. Diğer tedaviler gündeme geldikten sonra artık çok az kullanılmaktadır. Sarı nokta hastalığı tedavi edilmez ise görme %95 oranında azalır. Görme kabiliyeti, yasal olarak körlük sayılabilir bir seviyeye iner. Bu tür hastalar tek başına sokağa pek çıkamazlar, evde ise kendi işlerinin bir kısmını yapabilirler. Çoğu işlerinde başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlar. Göremedikleri için araba, bilgisayar ve telefon kullanamaz, televizyon izleyemez, okuyamaz ve yazamazlar. Karşısında duran bir kişinin yüzünü göremez ama kolunu bacağını görebilirler. 

Hastalığın kuru tipinde ise koruyucu amaçlı olarak A, C, E vitaminleri, çinko, selenyum, lutein, zeaksantin ve omega 3 kullanılmaktadır.

Op. Dr. Sinan Yakut / Göz Hastalıkları Uzmanı

Çakmak Erdem Hastahanesi

02.08.2016