Diyabetli yaşam ihmale gelmez!

14 Kasım Dünya Diyabet Gününde, diyabet hastalığı açısından ortak bilinç geliştirmek ve toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen ,“Diyabetim Kontrol Altında!” konferansı Erdem Hastanesi’nde gerçekleşti.

Konferansta sırasıyla İç Hastalıkları Uzmanı Uzm.Dr.Emine Kızılay ,  İç Hastalıkları Uzmanı   Uzm.Dr.Serdar Fenercioğlu, -  Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt.Göksu Kepçeli , İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Kenan Esertaş, İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Nurcan Hatırnaz Şahin ve Klinik Sağlık Psikoloğu İdil Saliha Küntüz sunumlarını yaptı.

Diyabetin ilk gününden bugününe kadar tüm detaylarıyla anlatan hekimler özellikle dİyabet hastalığının komplikasyonları, tedavi yöntemleri ve alınabilecek önlemleri üzerinde durdular. 

Ülkemizde sağlık harcamalarının %11 ini diyabet oluşturmaktadır.

Diyabet hastalığıyla ilgili bir takım istatiki bilgiden bahseden Uzm. Dr. Emine Kızılay, “Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nün 2000 yılındaki verilerine göre 171 milyon diyabet hastası mevcut olup bugün bu sayı 365 milyona ulaşmıştır. Dünya sağlık harcamalarının %12’sini diyabet hastalığı almaktadır.  Örneğin İşveç 2, Rusya 3, Fransa 17 ,Almanya 28 milyar$ harcamaktadır. ABD’de de ise halen 25,8 milyon diyabet hastası mevcut olup 79 milyon kişi ise diyabete adaydır. Diyabetin 2007 yılındaki ABD’ye faturası 176 milyar$’dır.             

Ülkemizde bu konuda İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan TURDEP-II çalışmasına göre Türk toplumunda diyabet sıklığı %13,7 ye ulaşmıştır, kadın-erkek arasında fark yoktur. Obezite sıklığı ise %32 oranındadır.  Türkiye’de diyabet hastalığının yıllık maliyeti 5,7milyar$ dır. Bu ülkemizin sağlık harcamalarının %11 ini oluşturmaktadır.

Erkeklerde kilo fazlalığı, kadınlarda  obezite daha yaygındır. Son 12 yılda Türkiye’de diyabet sıklığı %90 obezite ise %44 oranında artmıştır.  Diyabet hastalığı obezite ve yaşam tarzı ile paralel olarak artış göstermektedir. “ dedi.

Ayaklarınızın altına ayna koyarak kontrol etmek önemli !

Diyabetin komplikasyonları hakkında bilgi veren  ve özellikle diyabet hastalarının ayak bakımı hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Serdar Fenercioğlu, “Sağlıklı bir ayakta çatlaklar, yaralar, kaşıntılı bölgeler olmaz ve diğer vücut bölgelerinden farklı bir renkte ve sıcaklıkta değildir. Diyabet ayakları iki ayrı yolla etkileyebilir:
   
  1) Ayağı besleyen damarları ve kan dolaşımını bozabilir
  2) Ayağa gelen sinirlere zarar vererek his kaybına yol açar
   
Kan şekerinin uzun süreli yüksek olması nedeniyle sinirler zarar görebilir ve diyabetik nöropati ortaya çıkar.  Bu da sinirlerin ağrı ve diğer duyuları iletmesini engeller.  Ayakta kızarıklık, sıcaklık artışı, hassasiyet ve şişlik  enfeksiyonun belirtileri olabilir. Böyle bir belirtiye rastladığınızda doktorunuza başvurun.  Her gün ayaklarınızı kontrol edin. Parmak aralarınıza bakın, küçük çizik, yara, kesik olup olmadığına bakın, ayağınızın altını görebilmek için ayna kullanın, ayaklarınızı her gün yumuşak bir sabun ve ılık suyla yıkayın.” dedi.

Şeker hastalarının sinirlerini kontrol etmeleri için hastalıklarını tanımaları şart !

Şeker Hastalarının aşırı sinirli olmalarından ve bununla baş edebilme yollarından bahseden Klinik Sağlık Psikoloğu İdil Saliha Küntüz, “ Hastalar teşhisi kabullendikten sonra da belirli korkular yaşayabilir. Korku çok normal bir duygudur. Ancak korkularınızın üzerine gitmedikçe onlar büyüyerek sizi içine alırlar. Üzerine gerçekçi adımlarla giderseniz, küçülerek uzaklaşırlar. Korkularınızı yenmeniz için onları tanımanız gerekir. Unutmayın ki ne düşünürseniz, otomatik olarak öyle hissedip o şekilde davranırsınız. Daha gerçekçi düşünmeye başladıkça daha gerçekçi hissedersiniz.

Yaşanan stresle başa çıkmak için alkol, sigara ya da tıkanırcasına yemek yemek de bir seçim olabilir. İlk başta rahatlatıyor gibi görünse de bir süre sonra çöküş kaçınılmazdır. Stresi yaratan çevre ve olaylar değil, sizin onu yorumlama şekliniz olduğundan, başa çıkmada daha alternatif düşünceler ve yollar deneyerek strese verdiğiniz tepkiyi kontrol edebilirsiniz.

Bir çok diyabeti olan kişi, hastalıkla bağlantılı olarak ileride sakat kalabileceğinden korkar. Oysa ki bunun olmaması için alınacak tedbirler elbette ki vardır. Bununla beraber iğne korkusu nedeni ile insülin alma zorunluluğunun yarattığı endişe ve panik büyük olabilir. Bu konuda sağlık çalışanları en kolay yöntemleri öğretip, destek oldukları gibi bu korku ile başa çıkmada bir uzmandan da yardım alabilirsiniz.

Kronik hastalıklarda sosyal destek çok önemlidir.

Mümkün olduğunda çevrenizden ailenizden, arkadaşlarınızdan kopmamaya çalışın. Yeni etkinlikler, hobiler ile yaşamınızı renklendirin. Hobi üretim demektir. Size keyif verecek uğraşlar bulmaya çalışın. Böylece hastalık olsun olmasın bir şeyler üretebildiğinizi görerek özgüveninizi arttırabilirsiniz. Hiçbirşey yapamıyorsanız kısa ve düzenli yürüyüşler yapabilirsiniz. Hastalığınız ile ilgili en doğru bilgileri almaya çalışın. Bunu da ancak uzmanlardan alabileceğinizi unutmayın. Hastalığınız ile ilgili doğru adımları atmak ve hayatınız üzerinde kontrol hissetmek için bu şarttır.
 
Minimum zarar, maksimum fayda. Neler yapabileceğinizi tespit etmekte fayda vardır. Madem bu hastalık düzelmeyecek ve destekleyici tedaviler ile devam edeceksiniz, seyirci kalmadan sizin de eşlik etmeniz ve yapabildiğiniz ölçüde süreci yönetmeniz, tedaviyi ve hayatınızı kolaylaştıracaktır.” dedi.

14.11.2012